Bir Gün, Bir Yağmur: Suyu Emmenin Acısı
Hayatın ne kadar hızlı aktığını bir türlü anlayamıyorum. Her şey, ne kadar hızla bir araya gelip sonra dağılır gibi hissediyorum. Son zamanlarda bu tür düşünceler kafamda birikiyor, tıpkı pencerenin kenarından sızan yağmur damlalarının yavaşça camın üzerine inmesi gibi. O damlalar, tıpkı duygularım gibi, yavaşça bir araya geliyor, sonra birden yok oluyorlar.
Bir gün, Kayseri’nin gri sokaklarında yürürken, bu düşünceler içinde kaybolduğum bir anda, bir sahne gözlerimin önüne geldi. Suyu emen şeyler hakkında düşünmeye başladım. Belki de bir şeyler emmek, gerçekten bize her zaman biraz huzur vermiyor; belki de bunlar bazen hiç beklemediğimiz şekilde bizi hüsrana uğratıyor.
Yağmur ve Anıların Ardında
O gün Kayseri’de yağmur yağıyordu. O kadar yoğun bir şekilde yağıyordu ki, yere düşen her damla başka bir anıyı çağrıştırıyordu. Ayaklarımın altında çamur birikintileri vardı, ama buna aldırmadım. Yavaşça ilerlerken, sol bacağımın altına kadar ıslanan pantolonumun içindeki suyu hissettim. Bazen hislerimizin, dış dünyada var olan olaylara nasıl tepkiler verdiğini anlamakta zorlanıyorum.
Bir yandan yürürken, çocukluğumun bazı anılarına da takıldım. Küçükken, annem bana yağmurda dışarıda koşmanın, toprakla oynamanın ne kadar güzel olduğunu söylerdi. Ama o zamanlar anlamazdım, neyi kastettiğini. Şimdi, her damla suyun, içimde bir şeyleri daha derinlemesine emdiğini hissediyorum. Tıpkı, her damlanın yerini bir şekilde alması gibi… O küçükken hissettiğim dünyadan farklı bir dünyaya adım atmış gibiyim.
Kaybolan Heyecan
Bir başka sahne var. Okuldan dönerken, yazın sıcağında caddelere düşen birkaç damla suyu hatırlıyorum. O zamanlarda, havuzda yüzmek için sabırsızlanır, suyun etrafımda nasıl dans ettiğini izlerdim. Oysa şimdi suya bakarken, içimde hissettiğim duygu, bir zamanlar hissettiğim heyecanın yerini almış bir kaybolmuşluk. Sanki yaşadığım heyecanlar, su gibi, ellerimden kayıp gitmişti.
Bazen suyun derinliklerinde kayboluyorum. Suyun içindeki her şeyin bir şekilde bir araya geldiği o sakin halini seviyorum. Ama sonra, suyun emdiği her şeyin bir ağırlığı olduğunun farkına varıyorum. Bu ağırlık bazen hisler oluyor, bazen kaybolmuş bir umut, bazen de bir hatıra. Su, her şeyi emecek kadar güçlüdür. Ama suyun emdiği şeylerin aslında hiçbir zaman tamamen yok olmadığını da fark ediyorum. Bir şekilde geri gelirler. Tıpkı seni hiç unutmayan hatıralar gibi.
Suyu Emme Arzusu
Bir gün, bir arkadaşım bana çok basit bir şey söylemişti: “Bazen her şeyin birikmesine izin ver, suyun seni emmesine… Sonra, bir şekilde o su sana geri döner.” O an, tam olarak ne demek istediğini anlamamıştım, ama o günkü gibi yağmurda kaybolan duygularım her geçen gün bana biraz daha açıklık getirdi. Suyun, aslında hiçbir zaman ememeyeceği bir şey olmadığını düşündüm. Yağmurun sonra yerini toprak alması gibi, her şeyin bir bedeli vardır. Suyun emdiği her şey, bir şekilde başka bir şekilde geri gelir. Yağmur sonrası ıslanan toprağın kokusu, bana tüm geçmişi hatırlatıyor.
Hayat, bazen tıpkı o suyun emdiği şeyler gibi, bize birkaç duyguyu verir, ama her anı bir şekilde bizden alır. Alırken de, hep bir boşluk bırakır. O boşluk her zaman bize yeni bir şey öğretir. Yağmur, sadece toprakta iz bırakmaz; her damlası, bir şeyin kaybolduğunu, bir şeyin de geri döneceğini hatırlatır. O yüzden, bazen kaybolmanın bile bir amacı olduğunu düşünüyorum.
Acı, Umut ve Yeniden Başlamak
O anı hatırlıyorum. Birkaç yıl önce, içimde kaybolan bir umut vardı. Tıpkı o su damlası gibi. Bir şeylere tutunmaya çalışırken, suyun yavaşça içine çektiği bir hayal kırıklığına dönüştü. Ama sonra, o suyun içinden çıkmaya karar verdim. Kaldığım yerden yeniden başlamak istedim. Çünkü her şeyi kaybetmek, aslında her zaman bir şeyleri kazanmakla ilgiliydi. Kayıplarım bana farklı bir bakış açısı sundu. Ve nihayetinde, o suyun içinden çıkmayı başardım.
Hani bazen, bir şeyleri kaybettikten sonra, ne kadar değerli olduklarını fark edersiniz ya, işte o an o duyguyu hissettim. Su, beni alıp götürse de, sonunda kendi yolumu bulmayı başardım. Her kayboluş, aslında bir yeniden doğuştu. O yüzden, bazen kaybolmak ve yeniden başlamak, suyun emdiği her şey gibi, hayatın doğal bir parçasıdır.
Sonuç
Suyu emen şeylerin sıklıkla bilinçli olduğunu fark ettim. Su, bir şekilde her şeyi alır ve biz de her şeyi içimize alırız. Bu bir döngüdür; bazen kaybolur, bazen geri geliriz. Ama her şeyin bir karşılığı vardır. Yağmurun ardından kalan toprak kokusu, bana yeniden umut verir. Suyun emdiği her şey, bir gün geri gelir. Belki de bu yüzden, bazen kaybolmak gerektiğini, suyun her şeyi emmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sonunda her şeyin yeri gelir.