Filtre Kahveye Ne Kadar Süt Konur?
Kayseri’nin sabahları, özellikle de baharda, bir başka olur. Her şey o kadar sakin ve sessizdir ki, sanki tüm şehir uykusundadır, yalnızca sabahları uyananlar, günü biraz daha erken başlatmak isteyenler dışarıdadır. O sabah da öyle oldu. Gözlerim yeni açıldı, güne başlamama birkaç dakika vardı, ama bir an önce her şeyin düzgün olması gerekiyordu. O an, yalnızca kahvem vardı. Filtre kahve. Hayatımın ritmini biraz daha sağlıklı bir hâle getirme çabamın bir parçası olarak, kahvemi öyle bir an içiyorum ki… İşte tam o an, “Filtre kahveye ne kadar süt konur?” sorusu birden zihnimi sarstı.
İlk Fincan: Hayal Kırıklığı
Bir sabah, bir fincan kahve içmenin verdiği rahatlıkla, dünyadaki her şeyin yerli yerine oturduğunu hissetmiştim. Ama o an, bir de ne göreyim? Gözümün önünde, benim için çok özel olan kahve makinemin yanında bir kutu süt vardı, fakat içimden bir ses, “Ne kadar süt eklemelisin?” diye soruyordu. Bugüne kadar hep süt eklerken, miktarın farkında bile değildim. Hani “biraz daha ekleyeyim, kahvem daha yumuşak olur” derken, aslında bu kadar içiminde bir boşluk oluşacağına, o kadar da tahmin edemezdim.
O an hissettiğim hayal kırıklığını tarif etmem pek kolay değil. Filtre kahvemi, “tam olması gereken gibi” yapıp içtim diyebilirim. Ama o “tam” dediğimiz şeyin anlamı nedir? Filtre kahvenin tam tadı, sütle mi daha güzel olur? Yoksa süt de onu bozuyor mu? Süt ekledikçe, kahvenin ne kadar kendisini gösterdiğini kaybettiğini düşündüm. Biraz fazla eklemişim. Biraz fazla… Ama bir yudum daha içtim, belki de her şey olduğu gibi kabul edilmeliydi. Sonuçta bu, herkesin en sevdiği bir sabah ritüeli. Ama işte hayal kırıklığı, o bir yudumda hissediliyor. Bu kadar basit mi, dedim, bu kadar mı hızlı değişir? Kahve içmek bu kadar mı karmaşık hale gelir?
İkinci Fincan: Heyecan ve Umut
Bir sonraki sabah, aynı soruyla tekrar karşı karşıyaydım: Filtre kahveye ne kadar süt konur? Ama bu defa, sanki daha bilinçliydim. İlkinden aldığım dersi unutmamıştım. Şimdi, sütün ne kadar olacağı konusunda kendime bir sınır koyacaktım. Ne fazla, ne az. Ne o büyük hayal kırıklığına, ne de kahvenin tadını kaybetmesine yol açacak kadar süt.
Hafifçe sütü ekledim, bir damla bile fazla olmadan. Bir yudum aldım. Tam da olması gerektiği gibiydi. Süt, kahvenin sertliğini almış, ancak onu öldürmeden, tatları biraz daha yumuşatmıştı. O an, kahvenin sadece içilen bir içecek değil, bir duygu haline geldiğini fark ettim. İçtiğim kahveyle birlikte o sabahın anlamı biraz daha artmış gibiydi. İçsel bir huzur vardı. Süt, kahvenin kalbine inmiş ve orada kendine yer etmişti. Filtre kahveye konan süt miktarını bulduğum o denge, hayatımda ne kadar eksik parça varsa onlara da bir çözüm sunar gibiydi.
Evet, belki de bazen hayat da böyle bir şeydi. Biraz fazla, biraz eksik… Her zaman ne kadar doğru olduğunu bilemeyebiliriz. Ama doğruyu bulduğumuzda, o anın değeri, çok büyük bir anlam taşıyor.
Üçüncü Fincan: Kabul Etmek
Bir hafta daha geçti. Kahvemi içmeye devam ediyordum. Süt eklerken, ölçüyü iyi ayarlamam gerektiğini her sabah kendime hatırlatıyordum. Ancak bu defa, bir şey fark ettim: Artık bu sorunun, kahvemin tadını anlamaktan daha fazla bir anlamı vardı. Ne kadar süt? Hayatın her kararında “ne kadar” sorusunu soruyoruz. Kimi zaman işte, bazen ilişkilerde, bazen hedeflerde ya da hayattaki yolculuklarımızda bu “ne kadar” sorusu bizi zorlar. Filtre kahveye süt eklemek, aslında benim için bir metafor olmuştu. Her şeyin kararını birinin verecek olması… Bazı soruların cevabını sadece içimizde bulmamız gerektiğini kabul etmek…
İçimdeki o huzur, süt ve kahve karışımıyla eşdeğerdi. O sabah, belki de her şeyin doğru olacağını, her şeyin bir biçimi olacağını ve bununla da barışacağımı fark ettim. Kahvemin içine ne kadar süt eklediğimi sormadım, çünkü bu soruyu artık soracak bir yer bulamadım. Bazen, o kadar çok düşünmeye gerek yoktu. Süt, kahvemin içinde en iyi yerini buluyordu, tıpkı ben de bazen yerimi buluyorum.
Sonuç: Kahve, Duygularım ve Hayatımın Ölçüsü
Bütün bu süreç bana şunu öğretti: Hayat, kahveye eklenen süt kadar basit ve karmaşık. Bir sabah fazla süt ekleyebilir, bir sabah eksik bırakabilirsiniz. Ama sonunda, içtiğiniz kahve, gününüzü ve hislerinizi belirleyecekse, o kadar çok ölçüm yapmak gerekmez. Önemli olan, hangi ölçüde olursa olsun, içtiğiniz kahvenin sizi mutlu etmesidir. Ve bazen, doğru miktar sadece kalbinizdeki huzura karar verir.
Kayseri’nin sabahları gibi, bu yazının da yavaş yavaş sonuna geldim. Filtre kahveye ne kadar süt ekleyeceğim sorusunun bir yanıtı var, ama belki de o yanıtı hepimiz kendimize göre bulmalıyız.