En Büyük Hacet Duası Nedir? Antropolojik Bir Bakışla İnsanlık, Ritüel ve Umut Kültürlerin İzinde Bir Antropoloğun Yolculuğu Kültürler arası yolculuk yapan bir antropolog olarak, dünyanın dört bir yanında insanların dilek, umut ve dua biçimleriyle karşılaşmak, insanlığın ortak duygusuna tanıklık etmektir. Her toplum, bilinmezlik karşısında kendine özgü bir dua dili yaratmıştır. Kimi ellerini göğe kaldırır, kimi sessizce kalbine döner. İşte bu evrensel hareketin İslam kültüründeki en derin karşılıklarından biri hacet duasıdır. Peki, en büyük hacet duası nedir? Bu soru sadece bir ibadetin formülünü aramak değildir; aynı zamanda insanın umutla, inançla ve varlıkla kurduğu sembolik ilişkinin izini sürmektir. Hacet duası, insanın varoluşsal…
8 YorumEtiket: bir
Olta Kamışı Nedir, Ne İşe Yarar? Tutkuyla Anlatılan Bir Hikâye Kıyıya her gidişimde, rüzgârın su üstünde çizdiği küçük desenlere bakarken aynı düşünce içimde kıpırdanır: “Bir olta kamışı, bir insanın sabrını, merakını ve hayranlığını taşıyabilir mi?” Bence evet. Elinize aldığınız anda hafifçe esneyen o gövde; suyun altındaki görünmez dünyayla aranızda kurulan en zarif köprüdür. Bugün, olta kamışının ne olduğunu, neden var olduğunu ve yarın bize neler fısıldayabileceğini dost meclisinde sohbet eder gibi konuşalım; araya biraz tarih, biraz malzeme bilimi, biraz da hayal gücü serpiştirelim. Olta Kamışı: Tanım, Parçalar ve Temel Mantık Olta kamışı; “blank” denilen ana gövde, kılavuz halkalar (guide), makine…
6 YorumKâmet Nasıl Getirilir Sözleri? | Erkeklerin Stratejik Adımları, Kadınların Ruhani Yaklaşımı ve Arada Kaynayan Mizah Kâmet nasıl getirilir? Soru güzel, ama işin komik tarafı şu: Bu soruyu duyan erkek hemen “Google’a yaz, liste çıkar, ezberle, bitti” derken, kadın “Ama kâmet getirirken içtenlik de önemli, değil mi?” diye sorar. İşte o anda anlıyoruz ki, dinî konularda bile kadınlar duygusal inceliği, erkekler ise operasyonel planlamayı elden bırakmıyor! 😄 — Kâmet Getirmenin Ciddiyetiyle Başlayan, Gülümseten Bir Yolculuk Kâmet, namazın başlamadan önce getirilen, namazın hemen kılınacağını bildiren bir çağrıdır. Yani adeta “toplanın millet, biraz huzur ve sevap zamanı geldi” anonsu! Ama bazen bu anons…
14 YorumÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Bir Eğitimcinin Bakış Açısı Bir dil öğrenmek yalnızca kelimelerden ibaret değildir; aynı zamanda bir kültürü, düşünme biçimini ve hatta kendimizi yeniden keşfetme sürecidir. Bir eğitimci olarak sınıfta her gün gözlemlediğim şey, öğrenmenin dönüştürücü bir güç olduğudur. Öğrencinin gözlerindeki “anlama anı” sadece bilgiyi değil, özgüveni de büyütür. Peki bu sihirli süreçte en kolay öğrenilen dil hangisidir? Cevap, düşündüğünüz kadar basit olmayabilir. Çünkü öğrenmenin kolaylığı yalnızca dilin yapısıyla değil, öğrenme biçimimizle de doğrudan ilişkilidir. Öğrenme Teorileri Perspektifinden Dil Öğrenimi Davranışçı Yaklaşım: Tekrarın Gücü Davranışçı kurama göre öğrenme, tekrar ve pekiştirme yoluyla gerçekleşir. Bu bakış açısından, sesletimi basit, dilbilgisi kuralları…
6 YorumKaolin Kili Bitkilerde Nasıl Kullanılır? Geleceğin Tarımına Doğal Bir Yolculuk Doğanın sunduğu basit maddeler, çoğu zaman geleceğin en büyük yeniliklerine ilham verir. Kaolin kili de bunlardan biri. Yıllardır cilt bakımında ve endüstriyel alanlarda kullanılan bu doğal maddenin, bitkiler üzerindeki etkisi ise tarım dünyasında sessiz ama derin bir devrim yaratıyor. Bugün gelin, geleceğe biraz daha cesurca bakalım: Kaolin kili sadece bugünün tarımında değil, yarının gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik vizyonunda nasıl bir rol oynayabilir? Kaolin Kili Nedir ve Bitkilerde Nasıl Çalışır? Kaolin, ince yapılı ve doğal bir alüminyum silikat kilidir. Bitkilerde kullanım amacı, onların büyümesini desteklemek, çevresel stres faktörlerinden korumak ve verimliliği…
8 Yorumİnsan Gözü Kaç ISO Değeri? Psikolojik Bir Bakış Açısı Bir psikolog olarak insanın dünyayı nasıl “gördüğü” beni her zaman büyülemiştir. Çünkü görmek yalnızca ışığın göze düşmesiyle değil, zihnin o ışığı nasıl yorumladığıyla ilgilidir. “İnsan gözü kaç ISO değeri?” sorusu, teknik olarak bir fotoğraf makinesinin ışığa duyarlılığına benzer şekilde düşünülebilir; ancak psikolojik açıdan bu soru, insanın çevresine, duygularına ve topluma olan duyarlılığını sorgulamayı da gerektirir. Bu yazıda, ISO kavramını sadece optik bir ölçü birimi değil, aynı zamanda insan algısının bir metaforu olarak ele alacağız. Bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarından yola çıkarak “psikolojik ISO değeri”nin nasıl değiştiğini inceleyeceğiz. Bilişsel Psikoloji: Zihnin…
8 YorumYeni Doğan Bebeğin Göbek Bağına Ne Sürülür? Felsefi Bir Bakış Yeni doğan bir bebeğin göbek bağı, insan varoluşunun en somut simgelerinden biridir. Anneyle kurulan biyolojik bağın kesilmesi, bireyselliğin ilk işaretidir. Bu kopuşun ardından “ne sürülür?” sorusu, yalnızca tıbbi bir merak değil, aynı zamanda bir etik, epistemolojik ve ontolojik sorgulamadır. Çünkü burada mesele yalnızca bir yaranın iyileşmesi değil, varlığın dünyaya dahil olma biçimidir. Ontolojik Bir Başlangıç: Varlığın Kopuşu Varlık felsefesi açısından bakıldığında, göbek bağı doğumun metaforik bir eşiğidir. Bebek artık anne bedeninin bir uzantısı olmaktan çıkar, kendi başına bir varlık hâline gelir. Bu kopuşta yapılan her eylem —bağın kesilmesi, kuruması, düşmesi—…
12 YorumSürrealizmi Kim Başlattı? Toplumsal Yapılar ve Bireylerin Etkileşimi Üzerine Bir Sosyolojik Bakış Toplumun içinde, bireylerin bilinçli ve bilinçdışı düşüncelerinin sürekli etkileşim içinde şekillendiği bir dünyada, sanat da bu etkileşimlerin bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Sanat, toplumsal yapıların ve bireysel deneyimlerin bir aynasıdır; bu sebeple sürrealizm gibi devrimsel bir akım, yalnızca bir estetik anlayışını değil, aynı zamanda toplumsal normların, cinsiyet rollerinin ve kültürel pratiklerin sorgulanışını da beraberinde getirmiştir. Sürrealizm, bilinçaltının gücünü keşfederek, toplumsal yapıları ve bireylerin bu yapılarla olan ilişkilerini yeniden inşa etmeye çalışan bir sanat hareketidir. Sürrealizm: Başlangıcı ve Etkileri Sürrealizm, 1920’lerin başında Fransız şair ve yazar André Breton tarafından…
14 YorumKamu Çalışanı Memur mudur? İnsan Hikâyeleriyle Bir Gerçeğin İzinde Bazı sorular vardır ki yanıtı sadece bir tanım değildir; içinde hayatlar, seçimler ve fedakârlıklar saklıdır. “Kamu çalışanı memur mudur?” sorusu da tam olarak öyle… Bu yazıda seni rakamlardan ve yasal maddelerden uzaklaştırıp, bu sorunun cevabını bir hikâyenin içinde aramaya davet ediyorum. Çünkü bazen bir kavramı anlamanın en iyi yolu, o kavramı yaşayan insanların dünyasına adım atmaktır. Bir Şehrin Hikâyesi: Elif ve Murat Büyük bir şehirde sabahın erken saatlerinde başlayan telaş, belediye binasının önünde de kendini hissettiriyordu. Elif, sosyal hizmetler biriminde görevli, insanlara yardım etmeyi hayatının merkezine koymuş genç bir kadındı. Empatisi…
8 YorumMiyop Biri Nasıl Görür? Görmenin Antropolojisi Üzerine Bir Yolculuk Bir antropolog olarak kültürlerin dünyayı nasıl gördüğünü araştırırken fark ettim ki, “görmek” her toplumda yalnızca biyolojik bir işlev değil, aynı zamanda kültürel bir deneyimdir. İnsan gözünün dünyayı nasıl algıladığı, o toplumun mitlerinden, ritüellerinden ve kimlik inşasından izler taşır. Bu bağlamda “Miyop biri nasıl görür?” sorusu, yalnızca bir optik problem değil; aynı zamanda insanın gerçekliği nasıl yorumladığına dair derin bir kültürel sorudur. Fizyolojik Gerçeklik: Bulanıklığın Anatomisi Tıpta miyopi, uzağı net görememe durumudur. Göz merceği, görüntüyü retinanın üzerine değil, önüne düşürür. Sonuçta uzak nesneler bulanık, yakın nesneler ise net görünür. Ancak bu basit…
16 Yorum