5 Kat Kaç Metre Eder? – Bir Hayalin Peşinden Giderken
Kayseri’nin sakin bir sokağında, gözlerimden süzülen sonbahar ışıklarıyla, bugün yine düşündüm. Her şeyin bir hesabı olmalı, dedim. 5 kat kaç metre eder? Bunu düşündüğümde, sadece bir rakam değil, içinde hüzün, umut ve kaybolmuş bir hayalin tüm izlerini barındıran bir soru gibi geldi. Bu yazıyı, son zamanlarda hissettiklerimle, yaşadıklarımın karmaşıklığına dair bir içsel yolculuk olarak yazıyorum. Zihnimde, o 5 katın içinde her anın yankılarını duyabiliyorum, her katı ayrı ayrı düşünerek.
İlk Adım: Hayalinin İçine Adım Atmak
O sabah, yıllardır hayalini kurduğum o apartmanın inşaatına başlamışlardı. Bir gün bu apartmanda yaşama hayaliyle büyümüştüm, o kadar uzun yıllar boyunca. Kayseri’nin o eski mahallelerinde büyüdüğümde, gökyüzüne bakarken sadece evlerin çatılarından başka bir şey görmüyordum. Bir an önce o yüksekliklere, o hayatlara ulaşmak, o kadar da uzak olmayan bir hayaldi. O an 5 kat kaç metre eder diye düşündüğümde, sadece bir hesaplama sorusu değil, bir arayışın parçası olduğunu fark ettim.
İlk zamanlar, o 5 katı görmek, bir şeyleri başarmış olmanın bir simgesiydi. Evet, biraz naifti belki de ama işte o an, gökyüzüne doğru daha yükseğe çıkmak istedim. Ne kadar yakın, o kadar heyecan verici. Ne kadar uzak, o kadar zor. Her kat, biraz daha fazla özgürlük, biraz daha fazla mutluluk gibiydi. Ama o an fark ettiğim şey şu oldu: 5 kat kaç metre eder sorusu, aslında bir hesaplamadan çok, bir özlem duygusunun sembolüydü.
O apartmanın inşaatı başlamıştı ama hayal kırıklıkları da hızla geliyordu. Bütün yaşadıklarımın, hayallerimin, sorularımın arkasında hala bir kaybolmuşluk vardı. 5 kat kaç metre eder? Bu kadar mıydı? Kendimi her geçen gün bir adım daha yukarı çıkmış gibi hissediyor olsam da, bu yükselişin bana gerçekten ne getireceği konusunda kararsızdım. İleriye bakarak, o 5 katın bir sınır değil, aslında sadece başlangıç olduğunu düşündüm. Ancak gerçekten bu kadar kolay mıydı?
O Anki Hayal Kırıklığı: Ne Kadar Yüksek, O Kadar Zor
İlk katı geçmiş, ikinci kata adım atmıştım. Biraz daha yükseğe çıkmış, biraz daha çok şey görmüş gibiydim. Ama içimde bir eksiklik vardı. O kadar çok şeyin ardında kaybolmuş hissediyordum ki, bir şeyler tamamlanmamış gibi geldi. O gün, tekrar o apartmanın önünden geçerken, düşündüm: 5 kat kaç metre eder? Bu kadar yüksek, bu kadar çok şeyi başarmak gerçekten yeterli mi?
Ağır ağır yürüdüm. İlk zamanlar, hayallerimin peşinden gitmek bana çok heyecan verici gelmişti. Ama büyüdükçe, her şeyin beklentilerle dolu olduğunu fark ettim. 5 kat mı? Belki de 5 metre, belki de 50 metre. Ama her şey, düşlediğimiz kadar büyük görünmüyordu. Çünkü her yükseklik, her kat bir soruyu daha getiriyordu. Bu kadar mıydı? Bir şeyin tam anlamıyla başarılı olduğunu nasıl bilebilirdik? Her adımda, daha fazla soruyla karşılaştım.
Bir apartman inşaatının yanından geçerken, o 5 katın gerisinde kaybolan zamanları düşündüm. O kadar basit bir soru: 5 kat kaç metre eder? Bir mühendis için, bir hesapla cevabı belli olmalıydı. Ama içimdeki duygular daha karmaşıktı. Çünkü hayat, matematiksel bir denklem değildi. O 5 kat, içinde bulduğum umudu ve kaybı bir araya getiriyordu. Yüksekliğe yükseldikçe, beklediğimizin çok daha farklı bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.
Geçmişin İzleri: Ne Kadar Yüksek, O Kadar Yalnız
O apartmanın inşaatını izlerken, bir yandan da geçmişi düşünmeden edemedim. Çocukken, pencereden dışarı bakarken hayal ettiğim yüksek binalar, şimdi bana soğuk ve uzak geliyordu. 5 kat kaç metre eder sorusunu düşündüğümde, aslında hep daha fazlasını istemiştim. Ama her kat, yükseldikçe içimde bir boşluk bıraktı. Çünkü daha önce her şeyi çok net bir şekilde görmek isterken, şimdi, bir şeyleri görmek için daha da fazla yükseklik gerekiyordu.
Kayseri’nin o küçük, arka mahallelerinde, tüm hayatı o kadar dar bir pencereyle görüyorduk ki. Her şey o kadar yakındı, o kadar tanıdık. Ama artık, tüm bu tanıdık gelen her şeyin aslında beni ne kadar kısıtladığını fark ettim. O 5 kat, bir yönüyle özgürlüğün simgesiydi ama diğer yandan yalnızlığın. Yükseklik, aslında başka bir şeyin ötesinde bir anlam taşımıyordu. Birbirinden kopuk katlar, bir insanın içindeki karmaşıklığı yansıtıyordu.
İçimdeki duygu, bir insanın uzun bir yolculuğa çıkarken yaşadığı kaybolmuşluk ve umut kırıklığıydı. O kadar çok yükseklik hayal ettim, o kadar çok şey istedim ama en sonunda, bir şeylerin eksik olduğunu hissettim. Yükseklerde olmak, aslında her zaman istediğiniz gibi olmuyordu.
Son Kat: Yeni Bir Başlangıç
Bir sabah, o inşa edilen 5 katın sonuna geldim. Son katı gördüm, ve içimde bir değişiklik oldu. 5 kat kaç metre eder sorusu, bana başka bir anlam taşımaya başlamıştı. O kadar yükseğe tırmanmıştım ki, bir noktada artık sadece yere bakmak istiyordum. Ama o son kat, aynı zamanda her şeyin yeniden başlayacağı bir yerdi.
Bunun farkına vardım: 5 kat kaç metre eder sorusu sadece bir mesafe sorusu değil, bir hayat meselesiydi. Zihnimde bu kadar çok yükselmek, bu kadar çok şey yapmak belki de bir illüzyondu. Ama bir noktada, yükselmek ve daha fazlasını istemek yerine, içsel huzuru bulmak gerekiyordu.
Sonunda anladım: 5 kat kaç metre eder sorusunun cevabı, bazen hayal ettiğimiz kadar büyük değil, ama yine de yeterli olabiliyor. Birkaç adım sonra, her şeyin ne kadar değerli olduğunu, aslında yükseklikten çok, içinde bulunduğumuz anın kıymetini anlamaya başladım.